Süreyya Cinik: Siyaset Halka Doğrudan Hizmetin Yoludur

Siyaset ve STK’larda çeşitli görevlerde bulunan Süreyya Cinik, Serhat Yaşam Dergisi imtiyaz sahibi Erkan Sarıkaya ile ülke gündemi, Siyaset, İstanbul’daki Bölge STK’ları ve memleketi Kars için önemli değerlendirmelerde bulundu.

Serhat Yaşam: Süreyya Cinik kimdir?

Süreyya Cinik: Kars’ta doğdum. Fatih Kız Lisesini bitirdim. Avusturya Goethe Enstİtüsü-Ober Stuffe, Marmara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim dalı mezunuyum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünde yüksek lisans yapmaktadır. (Tez aşamasında) 1988 Sosyal Demokrat Halkçı Parti Sarıyer İlçe Başkanlığı’nda siyasete başladım. Başladığım günden itibaren CHP’de kadın gücü olarak daha fazla ne yapılır düşüncesi ile projeler ürettim. Birçoğunu faaliyete geçirme başarısı gösterdim. 9 Eylül 1992’de Sarıyer CHP’nin Kurucu yönetim kurulu üyesi ve seçilmiş ilk ilçe kadın ilçe sekreteri oldum. Daha sonraki yıllarda, 1994‘de Sarıyer Belediye Başkan Adayı. Sarıyer CHP ilk kadın ilçe Başkanı, 1995 yılında 13. sıradan en genç kadın aday olarak CHP‘de İstanbul Milletvekili adayı oldum. STK’larada çok önem verdim. Görev süresince birçok dernek ve vakıflara üye olarak çalışmalara destek verdim. Bunlardan bazıları, Sarıyer Kars-Ardahan-Iğdır Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanlığı, Kars-Ardahan-Iğdır Sanayici ve İşadamları Derneği (KAISİAD) Kurucu Başkanlığı görevlerini üstlendim. Yabancı dil olarak ise İngilizce ve Almanca bilmekteyim.

Serhat Yaşam: İstanbul’da faaliyet gösteren Kars Ardahan Iğdır STK’larının çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Süreyya Cinik: İstanbul’u tek başına değerlerdirmek doğru bir tesbit olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz ki İstanbul tabir caizse nerdeyse tüm Türkiye’nin bileşkesidir. Özellikle göç veren Şehirlerimizin bu açıdan Kars, Ardahan ve Iğdır sivil toplum örgütlerimizin halen ve henüz amaçlanan, özlenen birlik ve beraberlik içinde olduğunu düşünmüyorum. Siyaset üstü, olması gereken STK’larımız, belirli kişilerin ( düzgün çalışanları tenzih ederim) Egosuna ve çevresine hizmet ediyor. Ayrıca şunu da belirtmek isterim, siyasi kimlikli STK’lar da olabilir, sözüm yok, ancak STK’lar bunu belirtmeli, miş gibi yapmamalı. Ayrıca İstanbul’daki hemşeri Derneklerimiz duygusal davranış gosteriyor, siyasiler, yerel yöneticilere hizmet konusunda gerekli tavrını alamıyor. Seçimlerde kimliklerini örtülü veya açıktan  güçlerini etnik, yöresel hemşehri tabanına oturtmalarına rağmen seçildikden sonra tanınmamak, yada dar kadrosuna sıkıştırılmak tabii ki üzücü. Her iki tarafda birbirine duygusal anlamda kırgınlık yaşıyor. Bu açıdan baktığımızda, tarafların yüksek beklentileri karşılanmayınca, seçende seçilen de mutsuz. Çözüm; kişisel beklentiler, egolar, dar kadroculuğun dışında toplumsal sorunları öne ve gündeme almaktır. İstanbul STK’ların gücü doğru kullanılırsa, yalnız yaşadığımız, yere değil, doğduğumuz topraklara hizmet götürülmesi için baskı oluşturulabilir. Ardahan’da, Kars’ta, Iğdır’da Belediye ve milletvekili secimlerinde İstanbul’da yaşayan hemşehrimlerimizin etkisinin olduğu hepimizce malum, yeterki bizi temsil eden Derneklerimiz etkin bir bölge lobiciliği yapsin. Secçimden seçime gelip, üç beş kişiyi toplayıp kimliğimiz üzerinden kendi şahsi çıkarları için kullananlara birakmasınlar.

Parti ayırt etmeden,  STK’larımız, siyasette maalesef etkin değil, seçilen hemşehrilerimiz de kendi dişiyle tırnağıyla seçilen siyasetcilerimizdir. Ancak şunu açık yüreklilikle belirtmek isterim; Derneklerimiz iyi niyetlerle kurulmus, tek tek hepsi hemşehri canlısı, memleket aşıklarıdır. Dijitallesen, değişen, dönüşen Dünyada ve Yurdumuzda artık STK’larımızın kurumsallaşması ve profesyonelleşmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Üyelerini bilgilendiren, geri dönüş yapan, sorun çözücü, gençler, kadınlar yönetimlerde yer verilmeli. Kurtuluş savaşı öncesi, Cumhuriyet kuran, parlemantosunda iki kadın milletvekili bulunan, yöremizin de erkek egemen egosunu kırması gerekiyor. Kadınların ve gençlerin önünün açıllması demokrasinin beşiği Kars’a yakışan bir davranıştır, aksi tutum geleneklerimizi ve demokrat yapımızı inkar olur. Kars, Ardahan veIğdır’n yetiştirdiği Türkiye’ye mal olmuş Devlet adamlarımız, Devlet dairelerimizde yetişmiş degerli bürokratlarımız var. İş insanlarımız var. Unutmamamız gereken şey, Garsonu, Terzisi, Emekcisi, İşsisi ile bir bütünüz. Temsiliyette yer almalı, sorununu çözecek zemini kendi olusturmalı, aksi taktirde, mesleki orgütlerde olması gereken, toplumla en ufak bir teması olmayan, üç beş iş insanı bir araya gelerek kişisel lobileri için etkin olmayan STK’ların görevini ifa eder durumdalar. En zayıf olduğumuz işte tam da budur.

Serhat Yaşam:  Siyasete sizi nerelerde görebileceğiz?

Süreyya Cinnik: Siyaset, toplumun refahı, gençlerin, çocukların daha iyi bir eğitim aldığı, geleceğe güvenle bakacağı, yaşlılarımızın, emeklilerimizin kimseye muhtaç olmasan yaşayacağı, kadınlarımızın öldürülmediği, tacize, tecavüze uğramadığı, emekçinin hakkını tam teslim edeceğimiz güvenlikli bir ülke inşa etmektir. Ben de yaşamımın yarısından fazla bu uğurda, gerek siyasi gerek sivil toplum kuruluslarında hizmet ediyorum. Toplumun hangi kesiminde olursanız olun, tüm beklentilerimizin son durağı doğal olarak, siyaset ve siyasi partilerde duğumlenir, Çözüm yeri siyasettir. Siyaseti çok ciddiye alırım, çünkü beşikten mezara kadar iyi bir yönetimle yaşam kalitemizi yükseltilmesi mümkündür. Yaşamım boyunca, kıt olanaklarla yardım isteyenin yanında oldum. Siyaset halka doğrudan hizmetin yoludur. Eğitimimle, deneyimimle partimin iç dinamiklerinin izin verdiği noktada hizmetten kaçınılmaz.

Serhat Yaşam: Hedefleriniz ve amaçlarınız nelerdir?

Süreyya Cinik: Bölgemizin her kesimden önde gelen insanlarının aklı başında hareket ederek ”bu köy, bu belde, bu ilçe bu şehir, bu toprak, bu memleket, bu coğrafya, bu vatan bizim.’’ Diyerek hangi platformda olursa olsun yaşadığı kentin gelişmesi ve kalkınması için ayakta kalma kutuplaşma siyasi ve ticari menfaatler doğrultusunda sessiz kalmaları ancak güçlü bir sivil toplum hareketiyle son bulur. Ayrı ayrı duran sivil toplum kuruluşları güç birliği yaparlarsa şehrin sorunları ve talepleri doğrultusunda sesleri gür çıkar. Bir şehirde STK’lar güç birliği içinde değilse o şehir sessizliğe bürünür, garip ve yetim kalır. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Alevi’si, Sünni’si ile bunu başarmak zorundayız. Yapılması gereken bölgemizin geleceğini şekillendirecek önemli projeler özelindeki haklı taleplerimiz doğru kanallar aracılığı ile uygulanma kademesindeki insanlara iletilmeli kamuoyunun oluşması sağlanmalı ve bu güç ortak hedef için yönlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, Birlikte hareket eden şehirler güçlenir ve gelişir. Bu anlamda, kisisel bekletilerimin otesinde, kardeşçe barış içinde yaşamanın mücadelesinin içindeyim, bunun gerçekleşmesi için gerek siyasi gerek sivil toplum kuruluşlarında ugraşım devam edecektir.

Serhat Yaşam: Memleketiniz Kars’a gitiğiniz zaman hangi gelişmeleri gördünüz ve sizce hangi eksikler var neler yapılabilir? 

 Süreyya Cinik: Uzun süre gelen valiler ve yöneticiler, iş insanlarını yatırıma davet ettiler. Gezildi, görüldü, yenildi, içildi ama yeterli yatırım yapılmadı. İs insanları Çin’de fabrika açtı, ama bölgemizde yatırım yapmadı. Yatırım için ısrarlar sonuç vermedi. KAISİAD Başkanlığım sırasında da hep belirtiğim gibi, bölgemiz aslında halen Turizm açısından keşfedilmemiş tarihi ve Turistik açıdan çok değerli. Turizme daha çok yatırım ve merak uyandırıcı
reklam yapılması gerekir. Doğu Ekspresi’ne yer bulunamıyor, Bölgeye gelen Turist, geri dönüşte küçük hediyelikler bulamıyor.

Naif Alibey zamanında ki tanıtım yok. Seçilen Belediye Başkanları o tanıtımların devamını getiremedi. Belediye Baskanları vizyon ve hizmet odaklı degil, Siyasi kaygılarla belirleniyor. Benim dileğim, hangi partiden seçilirse seçilsin Vizyoner yerel yoneticilerin seçilmesidir.

Serhat Yaşam: Son dönemde ülke gündemini nasıl görünüyorsunuz?

Süreyya Cinik: Ülke gündemini, bölge gündeminden ayrı ayrı düşünemeyiz, bölgesel bir kaç sorunun dışında Sivas, Trabzon, Hakkari’de hangi sorun yaşaniyorsa, ondan bağımsız düşünemeyiz. Komşun açken tok yatılmaz şiarından hareketle, etnik, dinsel dar alan, siyasi kamplaşma ve ekonomik sorunlar dayanma noktalarımızı zorlamaya başladı. Klasik değimle zengin daha zengin, yoksul daha yoksul, özgürlükler sorunu ülkeyi geriyor. Sağ duyuyla hareket ederek, bu sıkıntıları aşacağımızı umuyorum, Sokakta, Mahallede ve alanda çalışıyorum.

Serhat Yaşam: Son olarak eklemek istediğiniz bişey var mı?

Süreyya Cinik: Sizin nezdinde, tüm okuyucularınızı ve değerli hemşehrilerimi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Göz Atın

İmamoğlu: İstanbul’u spor kenti haline getirmek istiyoruz

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 20 farklı branşta faaliyet gösteren toplam 1.100 spor kulübüne malzeme dağıtımına …