Sabri Arpaç: Ardahan’ın sorunları çok büyük

Siyasetçi, Yazar ve Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Sabri Arpaç, Serhat Yaşam Dergisi'ne önemli açıklamalarda bulundu.


Serhat Yaşam: Sabri Arpaç kimdir?

Sabri Arpaç :1954 yılında Ardahan İli Göle İlçesi Kayaaltı Köyü’nde doğmuşum. İlkokulu Köyümde, arta okul ve lise öğrenimi Ardahan’da tamamladım.

Balikesir Necatibey Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden sonra İktisat Fakültesi’ni ve Adalet Yüksek Okulunu bitirdim. Hukuk Fakültesi öğrenimim devam ediyor.

Trabzon, İskenderun ve Ankara Vergi Dairelerinde Vergi Dairesi Müdürü olarak görev yaptım.

2001 yılından beri Ankara’da Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi olarak görev yapmaktayım.

SA Yeminli Mali Müşavirlik Denetim Ve Danışmanlık Limitet Şirketi’nin ve SA Hayvancılık ve Tarım AŞ’nin ortağıyım.

Sosyal ve mesleki çalışmalarım ve yayınlanmış yapıtlarım vardır.

1976 yılından beri ekonomi, maliye, vergi ve muhasebe ve siyasi konularında yayın yapan çeşitli mesleki ve merkezi medyada yayın yapan gazete, dergi ve internet sitelerinde vergi, muhasebe, denetim, sosyal, siyasal konular ile ilgili yazı ve kitaplarım vardır.

Kanal B TV ve Halk TV Televizyonlarında ekonomi, siyasi ve vergi hukuku konularında sürekli proğramlar yapıyorum.

Gelir Vergisi, Emlak Vergisi, Damga Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi uygulamalarıyla ilgili yayınlanmış yüzlerce makalem bulunmaktadır. 

Yeniçağ, Sonsöz, Gün Boyu, Adana Ulus Gazeteleri ile Gerçek Gündem, Muhasebe Tr, Alo Maliye, Mali Sorunlara Çözüm, Bilanço, Hürses, Vergi Muhasebe, ve benzeri bir çok dergi ve gazetede mesleki yazılarım yayınlandı. Burada sayamayacağım kadar mesleki dergi ve gazetede çeşitli makalelerim yayınlandı.

Ayrıca, o dönemlerde Yeni Ortam ve Cumhuriyet Gazeteleri’nde yazılarım yayınlandı.

Emlak Vergisi Kanunu Açıklaması Ve Beyanname Düzenleme Örnekleri, Emlak Alım Vergisi Kanunu Ve Bundan Doğan Uyşmazlıkların Çözüm Yolları, Açıklamalı-Uygulamalı Emlak Vergisi Kanunu kitaplarım bulunmaktadır.

Vergi ve muhasebe açısından İşletmelerde Dönem Sonu İşlemleri ve Vergi Uyuşmazlıklarının Dava Yolu ile Çözümü adlı çalışmalarım yayınlanmak üzere hazırlanmaktadır.

Özlem ile Özge’nin babası, Emil ile Ella’nın dedesiyim.

Serhat Yaşam:  Ankara’da Ardahan STK'larını başarılı buluyor musunuz?

Sabri Arpaç : Ben de Ardahan İli Kalkınma Vakfı Başkanıyım. Göle Dernek Başkanlığı da yaptım.  Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde ve Türkiye’de  ölçeğinde görev yapan Vergi Dairesi Müdürü ve Müdür Yardımcıları ile Bakanlık Merkez Örgütü Müdürlerinin üyesi bulunduğu GELİR İDARESİ MÜDÜR VE MÜDÜR YARDIMCILARI DERNEĞİ (GİM-DER)’i Genel Başkanlığını yaptım.

Federasyon, dernek ve platformlarda başkan ve yöneticilik yapan arkadaşlar kendi ölçüleri içinde bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Hepsini de tanırım. Gayret de iyi ediyorlar. Gurbetçi hemşehrilerimizin biribirini tanıma etkileşimde bulunma ihtiyacından doğan bu STK’lar kesinlikle yararlıdır. Bu kurumlar sayesinde birçok hemşehrimizle bir araya gelmekte ve dayanışma içinde olmaktadırlar.

Görev tanımı bakımında bazı sorunlarımız vardır zannedersem. Şöyle ki; örneğin vakıflar il düzeyinde kurulan ve denetimleri daha sıkı kuruluşlardır. Dernekler de içişleri bakanlığınca denetlenmektedirler. Fakat sayıları fazla olması ve benzeri nedenlerle kurulması ve yaşatılması daha disiplinli ve takipli olduğu için ve genel olarak da il bazında 1 adet olduğu için sanki diğer STK’lardan farklı bir görünüm arz ediyorlar.

Ancak, federasyon, dernek ve platformların sayıca çok olmaları il, ilçe, köy ve hatta aynı bölgelerde birden fazla kurulması yani sayılarının çok oluşu bilinmektedir. Platformlar ise denetimleri olmayan kuruluşlardır.

Bu kadar fazla dernek olması çok arzu edilmiyor. Ama var.

Yapılması gereken bu derneklerin yaptığı işleri ve amaçlarını saptamak olmalıdır. Örneğin bir köy derneği ilçenin faaliyet alanına girmemeli. Köylülerinin ihtiyaçlarına yönelik faaliyetler yani, doğum, düğün, ölüm ve hastalık gibi sınırlı faaliyetler yapmalı. Bunların duyurulması varsa mekanlarında gerekli bu faaliyetlerin icrasını sağlamalıdırlar.

İlçe dernekleri de bu faaliyetleri ilçe hemşehrileri düzeyinde yapmalıdır. Kuşkusuz olanakları varsa kültürel ve sanatsal faaliyetlerde de bulunabilmelidirler.

Bu faaliyet dairesel genişlemeyi platform, il dernekleri ve il vakıfları için de genişletebiliriz.

3. Ardahan Belediyesi'ni başarılı buluyor musunuz? 

Sabri Arpaç : Ankara’da yaşadığım için Ardahan’da belediye çalışma ve hizmetleri konusunda fazla bir fikrim yoktur. Mensubu olduğum partinin belediyesinin başarılı olmasını içtenlikle temenni ederim. Sosyal Demokrat Partilerin yerel hizmetlerde başarılı olduğu genel kabuldür. Politikada tecrübeli bir kişi olan Sayın Faruk Demir’in başarılı işler yapacağı kanaatindeyim. Başarılı olması en içten dileğimizdir. Ancak; siyasi idarenin CHP’li belediyelere karşı durumu da malum.

Edindiğim bilgiye göre Sayın Vali Mustafa Masatlı ile de iyi ilişkileri var. Bu da kendisi için bir artı olacağı kanaatindeyim.

Serhat Yaşam: Türkiye'nin ekonomisini nasıl görüyorsunuz?

Sabri Arpaç : Türkiye ekonomisi ayakta ama sıkıntı yok denemez. Döviz baskısı altında olan, üretemeyen bir ekonomimiz var. Yap sat üzerine yıllarca yürütülen ekonomi sonuçta dağ gibi yapı stoku ile karşılaştık. Bankalara borçlu inşaat şirketlerinin en babaları konkordato ilan etmiş durumda.

Borsanın, bankaların, turizm ve sanayinin yüzde yetmişe yakını yabancıların elinde. 500 milyar dolar dış borç bir o kadar da iç borcumuz var.

Devletin bütün önemli banka ve kuruluşları varlık fonuna devredilmiştir. Cumhurbaşkanımız kendini ve damadı Hazine ve Maliye Bakanını FON’un başına atadı! Böylece ilk kez bir Devlet Başkanı kendisini bir makama atadı.

Bu fonun hisseleri kimin elinde olduğu belli değil. Yetmiyormuş bir de coronavirüs’nün yapacağı yıkım.

Ne diyeyim Allah yardımcımız olsun!

Serhat Yaşam:  Ardahan’da merkezi hükümetin yatırımlarını yeterli buluyor musunuz? Ardahan’da göç ve diğer bölgelere göre geri kalmışlık nasıl çözülebilir?

Sabri Arpaç : Ardahan bütün hükümetler zamanında şu ya da bu şekilde çeşitli hizmet almıştır. Kuşkusuz ki bu hizmetler batıdaki köylerimizle kıyaslanması söz konusu değildir.

Bölgemizde 1973 sonrası kurulan Ecevit ve sonrasında kurulan Demirel hükümetlerine kadar Rus işgali sırasında yapılan il ve ilçeleri biri birine bağlayan yollardan başka yol yoktu.

Ecevit Hükümeti’nin Köy İşleri Bakanı merhum sayın Ali Topuz’un ve merhum sayın Kars Cumhuriyet Senatosu üyesi ve Başkanı Sırrı Atalay’ın ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdül Kerim Doğru’nun girişimleri ile birçok köyümüzün yolları yapıldı. İsmet Atalay’ın milletvekili döneminde de katkıları adeta bir şantiye şefi gibi yol yapıcılarının başında durduğu da bilinmektedir.

Sonraki dönemlerde milletvekillikleri yapmış olan Saffet Kaya’nın köy suları konusunda ve Ensar Öğüt’ün de hayvancılık ile ilgili mücadeleleri toplumuzun hafızalarındadır.

Halen Ardahan Belediye Başkanlığı’nı yapan Sayın Faruk Demir döneminde de önemli hizmetleri olmuş ve bu nedenle de belediye başkanı CHP Genel Merkezi tarafından aday gösterilmiş ve halkın teveccühü ile de bu göreve seçilmiştir.

Bu dönemde eskiyen ve su şebekeleri değiştirilerek köy ortak çeşmeleri ve hayvan sulama olukları yapıldı.

Geçen zaman içinde köy yolları da tamir edilme dışında bir şey yapılmadı. Yayla ve arazi yolları da yapılmadı.

Bütün hükümetler döneminde Kars Ardahan yolu yıllarca sürdü. Yakın bir tarihte hele şükür bitirildi. Kars Göle ve diğer ilçe yolları da halen tek yönlü ve eski hali ile ihtiyaca tam olarak cevap verecek durumda değil.

Yine, Demirel ve Ecevit dönemlerinde köylerimize elektirik getirildi. Elektiriğin getirilmesi ile; elektirikle çalışan bilumum alet ve edavat halkın kullanımına geçti. Bunları üreten firmalar için Pazar açıldı. Radyo, televizyon, buzdolabı, çamaşır, bulaşık makineleri yayık ve süt sağma makineleri ile köylü tanıştı.

12 Eylül Faşist darbe döneminde ise bölge halkına sadece baskı ve zülüm hakim oldu.

Hala da yöremize halkı yerinde, köyünde tutacak sanayi kuruluşları fabrikalar yapılmadı. Bu nedenle de göç furyası ile halkımız büyük şehirlere göç etti. Göç hala da devam ediyor.

Şimdilerde köylülerin evlerinde şebeke suyu, köylerde parke döşenen yollar da yapılıyor. Bu parke yollar işi biraz fantezi gibi geliyor bana. Toprağın üzerine konulmuş parke taşlarını görüyoruz. Çok komik oluyorlar. Köy içi yolların daha zeminleri sertleştirilerek yani yol gibi yol yapmak lazım. Ama tam amaca yönelik olmasa da insanların ayaklarını çamurdan kesiyor.

Merkezi hükümeti tabi ki başarılı bulmuyorum. Popilist, göstermelik, oy toplamaya yönelik, din sömürüsü ve sovenizm üzerine inşa edilen bir yönetim anlayışı. İlk yılları fena değildi ama giderek beklediğimiz özlerine döndüler.

En önemlisi değerler bütününü ortadan kalktı. Ortak ahlaki değerler yok oldu. İnsanları inançlarından uzaklaştırılarak kişileri tabulaştırdılar.

Gösteriş aldı yürüdü. Öz kayboldu. Milletin ortak değerleri olan inanç ve manevi değerler alabildiğine istismar alanına çevrildiği için giderek değersizleştirildi.

Çıkar uğruna sabah akşam medyada insanların beyni yıkanıyor. Sanal düşmanlıklar, ayrıştırma, kamplaştırma yaratılarak ülke gerçekler halkın gözünden uzak tutuluyor. Yaftalamalar, ötekileştirmeler bizatihi sorumlular tarafından yapılıyor.

Alâ ile valâ ile getirilen Başkanlık sistemi ile tek adam yönetimine geçildi. Milletin oy verip hizmet beklediği parlamento işlevsiz hale getirildi. Tek adam sistemi ile ülkemiz yönetilemez hale geldi. Parlamento işlevsizleştirildi.

Devlet aklı yok oldu. Bürokrasinin yıllarca ürettiği aklı yok artık. Kişi ve kurumların sorumluluk alanları kayboldu. Ekonomik, sosyal ve hukukta yaşanan olayların sorumlusu kim belli değil.

Yetki tek elden. Kimsenin gücü, kudreti soru sormaya yetmiyor. Bu sistem sür git böyle devam devam edemez.

Ardahan’ımıza gelince; 2 milletvekilimiz var. Biri iktidarın diğeri bağımsız kaldı. Sayın Öztürk Yılmaz yeni bir oluşum peşinde. CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde ve konumunda kalsaydı belki bir nebze yetki kullanır Ardahan’a bir katkısı olurdu. Çünkü parti içindeki yeri ve konumu da iyiydi. Şimdi o olanağı da yok.

Diğer milletvekilimiz iktidar partisinden.

İktidar Türkiye ölçeğinde son derece zor durumda. Ekonomi, dış ilişkiler, virüs konusundaki gecikmenin yarattığı sorunlar Sayın Erdoğan yönetimini daha da zora sokacak.

Halk öteden beri alışık olduğu üzere; oy verdiği siyasi parti milletvekilinden sorunlarının çözümünü istiyordu. Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi icracı bakanları görmek ne mümkün. Milletvekilleri adeta ‘’maaşını al, el indir kaldır’’ durumuna getirilmiş durumda. İşlevsiz, yetkisiz hale getirilen ve atanmış bakanlar ve bürokrasi üzerinden hiçbir etkisi olmayan milletvekilliği uygulaması sorunları çözemiyor.

Halkın sorunlarının tavan yaptığı bir dönemde Sayın Orhan Atalay’ın işi de kolay değil. Bakanlıklarda, daire başkanına, genel müdüre yani Saray bürokrasisine hükmetmek de mümkün değil.

Ardahan’ın sorunları çok büyük. En önemlisi yörenin en önemli geçim kaynağı hayvancılık çökmüş. Yaylasını tarlasını bırakan küçük üretici büyük şehirlerde ithal edilen hayvanları besleyerek geçimini sağlamaya çalışıyor. Yaylalar, tarlalar ise ekilmez, biçilmez halde.

Ben AKP’nin hükümet etme anlayışını, yönetim anlayışının, Cumhurbaşkanlığının Hükümet Sistemininin Türkiye’ye bir yarar getireceğine inanlardan değilim.

Dengesi, denetimi olmayan tam olarak da bir başkanlık sistemi olsaydı belki de başarılı olabilirdi.

Ancak; 2 yüzyıla yakın parlamento geleneği olan, demokrasiyi özümsemiş, içselleştirmiş bir milletin bu ucube sisteme daha fazla tahammül edeceğini düşünmüyorum. Yönetim hafızası kaybolmuş, bir kişinin, ailenin, zümrenin ihtiyaçlarını karşılayacak sistemle yönetilmenin sonuna gelindiğini düşünmekteyim.

Bu çekilmez, ötelenemez bir ihtiyaç haline gelmiştir. Artık hiçbir güç, yapay gerekçe yani terör, savaş gibi argümanlarla bu ihtiyacı öteleyemez, uzatamaz.

Ülkenin içinde bulunduğu bu sorunlar Ardahan’ımızı da çok olumsuz etkilemektedir. Halkımız sorunlarını aktaracak muhatap bulmakta sıkılmış çaresiz haldedir.

Bir görüşmemizde Sayın Orhan Atalay halen devam eden milletvekilliği boyunca bazı gözlemlerini şöyle anlattı;

 

  • Derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle Türkiye'nin iyi durumda olduğu, Ardahan’ın ortalama 15 öğrenci haliyle tekli eğitim yapan 9-10 ilden birisi olduğunu;
  • Gençlik, spor ve turizm yatırımları açısından önemli altyapıya ulaştıklarını;
  • Yalnızçam ve Göle’de kayak merkezleri, kapalı spor salonları, çim saha, spor komplekslerinde yüksek rakım avantajı ile geleceğin sporcularının Ardahan’da çıkacağını;
  • Ağır kış koşullarını hafifletmek üzere Ardahan ve Göle’de hizmete geçen doğalgazın Posof’tan başlayarak diğer ilçelere de ulaştırılacağını;
  • Köylerin yol ve su hizmetlerinin yapıldığı, köy içi kilit parke taşı yapımı için ciddi iyileşmeler yapıldığını;
  • Temel geçim kaynağı olan hayvancılıkla ilgili çiftçiye, besiciye önemli kredi olanakları sağlandığını,
  • Modern ahırlar, hayvan pazarları, arazi toplulaştırmaları, yaylım alanları ve hayvan içme suları, arazi yolları yapıldığını;
  • DSİ’nin 243’ncü Şubesini, idari ve sosyal tesis kampüsünü, baraj ve küçük sulama sistemleri ve enerji üreten HES’lerin yapıldığı; 
  • Karayolları hizmetleri açısından tüm ilçelerin duble yollarla birbirlerine bağlanması işlemlerinin sonuna gelindiğini;
  • Mozaret tünelinin yapımının son aşamada olduğu;
  • Ilgar tüneli çalışmalar devam ederken, Sahara tüneli projesinin hazır olup, devlet yatırım programına alındığını;
    Ardahan kısa zaman içinde Karadeniz, Kafkasya ve Asya’yı birbirine bağlayan en önemli kavşak noktası olacağını; Belirtmişti.

Sayın vekilin yukarıda söylediği hizmetler zaten insanların daha fazlasını hak ettiği, insanın temel ihtiyaçları için gerekli yatırımlardır.

İlimizin daha çok yatırıma ihtiyacı var. İstanbul’dan önce ilk ihracatçılar birliğinin kurulduğu topraklarda yaşıyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında Rusya’ya hayvan ihracatının yapıldığı bir ihracat merkezi olan Ardahan’da şimdi bir ihracatçı var mı?

Hayvan yetiştiriciliğinin Ardahan’dan orta Anadolu’ya, batı Anadolu’ya ve hatta Trakya’ya kaydığını, entegre et ve süt sanayi işletmelerinin kurulmadığı, et ve süt ürünlerine dayalı sanayi işletmelerinin bulunmadığı bir yerde  istihdamın artması, işsizliği azalması ve göçün de durması mümkün mü?

Okul yapıldı, öğretmen alındı ama o okullarda bilim, teknoloji, modern tarım mi öğretiliyor? Halkımızın geleneği, kültürü yerine Emevî Arapların din diye yutturdukları hurafelerin küçük beyinlere enjekte edildiği, şu afet ve salgın günlerinde bile kin ve nefretin eğitim diye dayatıldığı okullar açık olsa ne olur kapalı olsa ne olur!

Serhat Yaşam: Doğu Ekspres Treni son durağı Ardahan olması için kampanya başlatıldı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Sabri Arpaç : Bu konudaki çekingelerin neler olduğu hakkında çok bilgi sahibi değilim ama; hizmet ve yatırım alma yan Ardahan’ın Doğu Ekspresi’nin son durağı Ardahan’ın ürünlerini pazarlamada ve turizmine çok yararı olacaktır.

Serhat Yaşam: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Sabri Arpaç : Ülkemizi ve bütün yer küreyi tehdit eden coronavirüs salgını nedeniyle herkesin sorumluluk içinde, ‘’Allah’tan gelen başım üstüne, bana bir şey olmaz, Türklere bir şey olmaz, biz abdest alıyoruz veya rakı içene bir şey olmaz’’ gibi ucuz basit bilimden akıldan uzak safsatalardan uzak durulmasını dilerim.

Hele ki, ülke yönetiminde sorumluluk alan her kademedeki yetkililerin zamanında karar ve önlem almaları gerektiği de bir kaçınılmazdır. Böylesi günlerde kısır ve politik çıkarlardan uzak durmak insani ve yurttaşlık görevimizdir.

Seferberliğimiz iyi gidiyor. Keşke Ümre konusunda da zamanın da gerekli önlem alınsaydı. Bu tedbirlerin zamanında alınamamasının bedelini ağır ödeyeceğiz gibi. İnşallah bu küresel salgını Ülke olarak daha az kayıpla atlatırız.

Göz Atın

Bursa, Science Expo’ya hazırlanıyor

 Bursa’da bilim ve teknoloji alanında farkındalık oluşturmak amacıyla 2012 yılında başlayan, pandemi nedeniyle iki yıldır …

Bir cevap yazın